Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği, belirsiz görev tanımları ve uzun süredir çözülemeyen yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik süreciyle karşı karşıya. Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler doğrultusunda sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, şiddet ve mobbing vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Bu durumun yalnızca çalışanları değil, doğrudan sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ettiği vurgulanıyor.

SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevlerinde görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını belirterek, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğine dikkat çekti.
Akarken, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğini ifade eden Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını vurguladı.
Görev, yetki ve sorumlulukların net olmamasının çalışanları yıprattığını belirten Akarken, liyakat ve adil uygulamaların sağlık sisteminin temel ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıprattığına dikkat çeken SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren başlıca etkenlerden biri olduğunu belirtti.
Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı.
Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğunu hatırlatan Akarken, sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini söyledi. Akarken, geçmişte Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan askeri tabipler, sağlık astsubayları ve sivil memurların iade-i itibarlarının sağlanması çağrısında bulundu.
Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanların daha fazla görmezden gelinmemesi gerektiğini vurgulayan Akarken, kalıcı ve kapsayıcı çözümler için planlama, liyakat ve net görev tanımlarının şart olduğunu belirterek yetkilileri harekete geçmeye davet etti.